ÜNİLİG Halk Dansları Türkiye Şampiyonası'nda Giresun Üniversitesi Rüzgârı: 4 Tür...
Giresun Üniversitesinde, Sudanlı Öğrenciler İçin Mezuniyet ve Kültür Programı Dü...
Fındık İhtisas Üniversitesi GRÜ Sağlık Alanındaki Çalışmalarına Devam Ediyor
Prof. Dr. Fatma Zehra Doğru'nun Yer Aldığı Proje TÜBİTAK Tarafından Desteklendi
GRÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Dış Paydaşlarıyla İki Protokol İmzalad...
Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Yeni Binasına Kavuştu
Doç. Dr. Faruk GÜNER'in Buluşu Tescillendi
Sağlık Bilimleri Fakültesinde Yemin Töreni Coşkusu
GRÜ YÖK’ün “Geleceğin Meslekleri Buluşması” Toplantısına Katıldı
Dr. Öğr. Üyesi Tuğba SEFEROĞLU’nun “Fragmenta” Kişisel Sergisi Sanatseverlerle B...
“Türkiye'de Afetler ve Depremle Yaşamak” başlığıyla düzenlenen program, Sivil Savunma Uzmanı Ertuğrul Yalçın tarafından sunuldu. Programın ilk bölümünde; son günlerde dünya gündeminde olan ve ülkemizde de endişe ile yakından takip edilen korona virüsüne dikkat çekildi. Korona ve benzeri vakalardan korunmanın pratik yollarının anlatıldığı programın ikinci bölümünde son aylarda yaşadığımız deprem konusuna değinildi.
Programda deprem, zemin ve yapı ilişkisi, güvenli yaşam için nitelikli binalarda bulunması gereken özelliklere vurgu yapılarak; Türkiye’de depremlerin neden olduğu afetlerin boyutları, alınması gereken tedbirler ve afetlere karşı dirençli bir toplum olabilmek için yapılması gereken çalışmalar anlatıldı.
Eğitimde Ülkemizin büyük bölümünün tabii afetler riski ile nüfusun çoğunluğunun da deprem tehlikesi içerisinde yaşadığını söyleyen Ertuğrul Yalçın sözlerine şu şekilde devam etti: "Son dönemlerde 'deprem fırtınası' adını verdiğimiz ve neredeyse tüm ülke topraklarında her gün hissedilen küçük veya büyük çaplı depremlerle, sanıyorum bugün artık deprem olgusunu daha net kavrayabiliyoruz. Deprem tehlikesi bizim için toplumsal bir sorun; sel, çığ, taşkın, heyelan gibi tehlikeler de yerel ve bölgesel düzeyde risk taşıyan sorunlarımızdır. Tüm uğraşılara rağmen, ülkemizde afetlere hazırlık konusunda hâlâ eksik ve yetersiz bilgi vardır. Bu eksiklikler çoğunlukla yaşamların yitimine yol açmaktadır. Bu gerekçelerle, afetlerin yoğun yaşandığı bir ülkenin yurttaşları olarak, özellikle deprem bilinci ve depreme hazırlık, güvenli yaşam kültürümüzün bir parçası olmalıdır” ifadesinde bulundu.
Yalçın sunumunda; “Unutmayalım ki bir depremin ilk anlarında, ilk dakikalarında, hep tek başınasınızdır. Sizi sadece o anlardaki bireysel hazırlığınız ve bilginiz koruyabilecektir. Sırf bu sebeple, “Güven İçinde Yaşam Kültürümüzü” geliştirmekle yükümlüyüz. Nedir güvenli yaşam: Her türlü tehlikenin getirebileceği zararlardan korunarak yaşamak demektir. Bunun için, yılın her günü oluşabilecek depremler, mevsimine göre çığ, sel ve heyelanlar, yangınlar, hatta soğuk ve sıcak hava dalgaları vb.den korunmak için temel bilgileri öğrenmeliyiz...
Depremlerde alınacak önlemlere de değinen Yalçın; depreme dayanıklı binalar kadar, deprem tehlikesini azaltmak amacıyla, kısaca YOTA adını verdiğimiz, Yapısal Olmayan Tehlikelerin Azaltılması uygulaması ile evimizde, okullarımızda, iş yerlerimizde bir deprem sırasında kayarak, düşerek veya devrilerek yaşamsal tehlikeye yol açabilecek eşyaların doğru şekilde bulundukları yerlere sabitlenmesinin, yaşadığımız iç mekânların (çalışma, oturma, yatak odaları gibi) deprem tehlikesini de düşünerek tasarlanmasının, eşyaların doğru şekilde yerleştirilmesinin, olası bir depremde can kayıpları ve yaralanmaları önleyerek, maddi kayıpları azaltacağının önemine vurgu yaptı.
Son bölümde, bir deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında uygulanması gereken doğru davranış kuralları, animasyonlar ve çizimler eşliğinde izleyenlere aktarılarak; deprem sonrasında yaşanabilecek psikolojik sorunlar ve baş etme yolları, afet sonrası dayanışma, depremden sonra haberleşme ve iletişimde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında önemli bilgiler aktarıldı.