Üniversitemiz içeriklerini sosyal medyada takip edin!

Facebook Twitter Youtube Linkedln Instagram
Haberler
Giresun Üniversitesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma etkinlikleri kapsamında, hain darbe girişiminin arka planını, küresel boyutlarını ve sosyolojik analizlerini ele alan anlamlı bir konferansa ev sahipliği yaptı.

16 Temmuz 2026 Perşembe günü, Güre Yerleşkesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe; Rektörümüz Prof. Dr. Yılmaz Can, Giresun Vali Yardımcısı Şahin Bayhan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Güven Özdem, Prof. Dr. Emel Uzunoğlu ve Prof. Dr. Hüseyin Şahin, Kamu ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, üniversitemizin akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı milletimizin gösterdiği destansı direniş ve kazanılan demokrasi zaferi anıldı.

Konferansa konuşmacı olarak katılan İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Akoğlu, "İrade Bizim, Zafer Bizim" başlıklı sunumuyla 15 Temmuz'un tarihsel gelişimini kronolojik ve küresel analizlerle gözler önüne serdi. 1991 yılındaki Soğuk Savaş dönemine dikkat çeken Prof. Dr. Akoğlu, Türkiye'nin o yıllarda Amerikan dış politikasının etkisi altında olduğunu belirterek, komünizme karşı ülkemizde kurulan birtakım İslam derneklerinin Amerikan yapılanması tarafından desteklendiğini ifade etti.

Buradaki asıl stratejinin mahrem yapılanma ve hücre tipi örgütlenme modelleriyle devletin sınır uçlarına sızmak olduğunu kaydeden Sayın Akoğlu, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk Devletleri’ne ilk ziyaretleri gerçekleştirenlerin FETÖ olduğunu belirtti. Buralarda açılan okullarla devlet kademelerine sızıldığını, hatta Özbekistan'da İslam Kerimov’a karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğunu aktaran Prof. Dr. Muharrem Akoğlu, Türkiye'de ise öğrenci evleri, dershaneler, yurtlar ve iş insanları ağları kurularak devlet yapısının içine girildiğini ve 15 Temmuz'un tohumlarının o yıllarda atıldığını söyledi.

1997 yılındaki 28 Şubat sürecinde İmam Hatip okullarının kapatılmasıyla da FETÖ okullarının önünün açıldığını hatırlatan Akoğlu, 7 Şubat MİT Krizi ile paralel devlet yapılanmasının kendisini net bir şekilde hissettirdiğini; Hindistan, Türkiye ve İran arasındaki para dolaşımının merkezi konumundaki Halkbanka’sına Amerika'nın karşı çıkması ile birlikte FETÖ mensupları tarafından 17-25 Aralık operasyonuna maruz bırakıldığını dile getirdi.

Prof. Dr. Muharrem Akoğlu, sunumunda "FETÖ'nün İfsad Haritası" başlığı altında örgütün yıkıcı faaliyet biçimlerini üç temel sütun üzerinden açıkladı. Birey ve aile boyutunda; mankurtlaştırma süreciyle iradenin teslim alınmasının, bireyler arasındaki toplumsal güvenin yok edilmesinin ve kutsal aile bağlarının örgüt içi takibe kurban edilmesinin hedeflendiğini vurguladı. Devlet ve güvenlik boyutunda; hiyerarşinin tamamen yıkılarak resmi "Amir" yerine sivil "Abi"lerden emir alınmasının sağlandığını, Ordu ve Emniyet teşkilatının liyakat yerine örgütsel aidiyetle işgal edildiğini belirtti. İtikat ve inanç boyutunda ise "Dinler Arası Diyalog" safsatası kullanılarak temel İslami akidelerin küresel emperyalizmle uyumlu hale getirilmeye çalışıldığını ve dinin genetiğinin bozulmasının amaçlandığını ifade etti.
Konuşmasında bu tür yapıların sadece Türkiye'ye özgü olmadığını dünyadan örneklerle açıklayan Sayın Akoğlu; İran'da Babilik ve Bahailik, Hindistan'da Kadıyanilik, Irak'ta Kesnizani Hareketi, Pakistan'da Tahir-ul Kadri, Avrupa'da milli duyguları törpüleyen Opus Dei ve Protestan dünyasındaki Moonculuk hareketlerinin de benzer sosyal mühendislik projeleri olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin jeokültürel bir köprü, doğu ile batının, madde ile mananın kesişim noktası olması ve sahip olduğu tarihsel derinlik nedeniyle hedef alındığını belirten Prof. Dr. Akoğlu, 2014-2016 yılları arasında Türk Devleti'nin büyüklük göstererek bu yapıya elini uzattığını ancak bu hainlerin daha da ileri giderek 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirdiğini söyledi. Cumhurbaşkanımızın halkı meydanlara davet etmesiyle vatandaşlarımızın canı pahasına tarihi bir direniş göstererek bu hain kalkışmayı başarısızlığa uğrattığını ekledi.

Yaşanan bu süreçlerin ardından geleceğe yönelik "Panzehir: Çıkarılan Dersler" başlığı altında hayati uyarılarda bulunan Prof. Dr. Muharrem Akoğlu, ilk olarak şeffaf din eğitiminin önemine değindi. Din eğitiminin merdiven altı ve kapalı hücrelerde değil, devletin kontrolünde, açık ve şeffaf bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. İkinci olarak devlet terbiyesi ve liyakat konusunun altını çizen Sayın Akoğlu, devlet geleneğinde hiyerarşinin esas olduğunu, resmi amirin dışında "abi" ya da "imam" gibi sıfatlar taşıyan hiç kimseden emir alınamayacağını ifade etti.

15 Temmuz direnişinde milletimizin 252 şehit ve 2740 gazi verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Muharrem Akoğlu; darbe girişiminin seyrini değiştiren kahraman Ömer Halisdemir’i ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde şehit düşen Giresunlu hemşehrimiz İsmail Kefal'i anarak, tüm aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet diledi.